theme-sticky-logo-alt
İspanya Schengen'den çıkarılabilir mi? AB tarihine geçecek büyük kırılma
Ağustos 7, 2026
1 Görünümler

İspanya Schengen’den çıkarılabilir mi? AB tarihine geçecek büyük kırılma

MİLLİYET.COM.TR – İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Ceuta’ya geçtiğimiz günlerde yaklaşık 60 binden fazla kişinin kısa süre içinde yasa dışı yollarla giriş yapması, Avrupa Birliği’nde yeni bir siyasi tartışmayı beraberinde getirdi. Madrid yönetimi, yoğun göç hareketi üzerine alarma geçerken, Ceuta’da sınır kontrolü kısa sürede yeniden sağlandı. Yetkililer, yasa dışı yollarla bölgeye geçen göçmenlerin büyük bölümünün... daha fazla oku

MİLLİYET.COM.TR – İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Ceuta’ya geçtiğimiz günlerde yaklaşık 60 binden fazla kişinin kısa süre içinde yasa dışı yollarla giriş yapması, Avrupa Birliği’nde yeni bir siyasi tartışmayı beraberinde getirdi. Madrid yönetimi, yoğun göç hareketi üzerine alarma geçerken, Ceuta’da sınır kontrolü kısa sürede yeniden sağlandı. Yetkililer, yasa dışı yollarla bölgeye geçen göçmenlerin büyük bölümünün geri gönderildiğini açıkladı. Yaşanan gelişmelerin ardından bazı AB üyesi ülkeler, İspanya’nın Schengen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bu kapsamda 22 üye ülkenin, İspanya’nın Schengen uygulamalarının askıya alınmasına yönelik olası bir süreci görüşmeye başladığı bildirildi.

AB tarihinde ilk kez bir üye ülkenin Schengen sisteminden çıkarılmasının gündeme gelmesi, Birlik içinde dayanışmanın geleceğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’ya gönderdiği mektupta, Avrupa’nın dış sınırlarının korunmasının tüm Birliğin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Sánchez, bazı üye ülkelerin tutumunun Avrupa dayanışmasına zarar verdiğini belirterek, göç krizlerine karşı ortak hareket edilmesi çağrısında bulundu.

Peki Ceuta’da gerçekten ne yaşandı, kırılan sadece sınır bariyeri mi, yoksa AB güvenlik ve birlik duvarı mı oldu? AB dayanışması bitti mi? Krizi hangi dinamikler tetikledi? Avrupa ülkeleri Ukrayna’ya sınır, güvenlik ve göç konularında destek olurken neden İspanya’nın istilasına sessiz kalıp kapılarını kapattı?

İsrail ve Yunanistan’da alarm zilleri çalıyor! Üç ülkeye işaret ettiler: ‘Türkiye’den yeni savunma ekseni, ölümcül ittifak’

“ÇATIŞMAYA DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENİYORSA BU SORUNU ÇÖZMEYECEK”

Yaşanan olayları değerlendiren İspanya BM Temsilcisi Héctor Gómez Hernández, “İspanyol hükümetinin tutumu son derece nettir. Göçmenler geri gönderilmiştir. Avrupa Birliği ülkeleri bir kez daha bu meseleyi siyasallaştırmış ve böylece Avrupa projesini zayıflatmıştır. Ne yazık ki bu münferit bir olay değildir. Afrika’dan İspanya’ya yönelik göç yeni bir olgu değildir; Kanarya Adaları, Balear Adaları, Ceuta ve Melilla bu göç hareketlerinden düzenli olarak etkilenmektedir. Dolayısıyla İspanya’ya göç durumu yeni değildir. Ancak bu durum siyasallaştırılmıştır. Fas ile İspanya arasında bir çatışmaya dönüştürülmek isteniyorsa, bu sorunu çözmeyecektir. Nihayetinde, Fas da diğer Afrika ülkelerinden gelen göç baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır.” dedi.

Avrupa’da aşırı sağ eğilimin giderek daha belirgin hale geldiğine şüphe olmadığını söyleyen Hernández, “Bu meselede İspanya’nın NATO harcamaları, Gazze ve İran başta olmak üzere bazı jeopolitik meselelerde benimsediği tutum nedeniyle açıkça cezalandırıldığı görülmektedir.” açıklamasını yaptı.

AVRUPA BİRLİĞİ TETİKTE BEKLİYOR GİBİ!

Avrupa Birliği’nin Göç ve İltica Paktı’na göre dış sınırların korunması ortak sorumluluk olduğunu söyleyenİstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Canan Tercan Milliyet.com.tr’ye yaptığı değerlendirmelerde, “Frontex’in hızlı müdahale ekipleri, mali destek mekanizmaları ve kriz araçları da bu tür sınır krizleri ve olağanüstü durumlar için oluşturuldu. Ancak beklenen olmadı.” dedi.

* İspanya Avrupa Birliği’nden nasıl bir destek bekliyordu? Buna karşılık nasıl bir tablo ortaya çıktı?

Dr. Tercan:Ceuta krizinde, olması gereken, öncelikle, destek mesajları ve belki ziyaretlerle dayanışmanın gösterilmesi ve eş zamanlı olarak, krizde AB sınır korumasına yönelik mekanizmaların işletilmesi ve siyasi dayanışmanın gösterilmesidir. Ancak 22 üye ülkenin İspanya’nın Shengen üyeliğinin askıya alınmasını gündeme getirmeleri Madrid’de hayal kırıklığı yarattı. Pedro Sánchez’in Avrupa Birliği liderlerine gönderdiği mektup da tam olarak bu rahatsızlığı ortaya koydu. Birlik de bütünleşmenin gerçekliği tartışılıyor artık.

İspanyol yayıncı Ceuta’daki son durumu Milliyet.com.tr’ye anlattı: ‘Herkes korku içinde, evlere girmeye çalışıyorlar’

Bu ülkeler biliyor k; Ceuta, Schengen kapsama alanı dışındadır. Ceuta, İspanya’nın Afrika’daki, özerk şehridir ve bu bölgeden İspanya geçerken kimlik ibraz edilir. Yani Ceuta’ya gelen kaçak göçmen buradan AB ülkelerine pasaportsuz geçemez. Dolayısı ile Ceuta üzerinden İspanya’nın Schengen üyeliğini askıya alınmasını gündem yapmak siyasi ajandadır.

BM temsilcisi Gomez de bu olayın, İspanya’nın; İsrail’in Gazze’de soykırımına karşı çıkması, İsrail ve ABD’nin İran Savaşı’na destek vermemesi ve NATO savunma bütçesini %5’e çıkartmaması üzerine cezalandırıldığını belirtti. Zamanlamaya bakarsak da söylemle tam uyumlu olduğunu görüyoruz. Ceuta’ya göç akını, Trump’ın Netanyahu’ya Gazze de durması gerektiğini söylediği süreçte başladı ve bu göç krizi Netanyahu’nun Sanchez’den, “Gazze’den çekilme ihtarının intikamı”olarak algılandı. Zira, İspanya’ya karşı İsrail’in elindeki kart Fas üzerinden göç istilasıydı. 2020 yılında İsrail ile Fas imzaladıkları İbrahim Anlaşması ile tam dayanışma içerisine girdiler. Bu anlaşma çerçevesinde İsrail’in Fas’tan sınır koontrolünü gevşetme talebinde bulunmuş olma ihtimali yüksek. Bu tarz siyasi oyunlar, çatışmadaki ülkeler için şaşırtıcı değil; tuhaf olan AB ülkelerinin, krizi tetikte bekliyor gibi, bunu İspanya’yı tecrit amaçlı kullanmaya çalışmaları.

CEUTA KRİZİ, AB ÜYELERİNİN DAYANIŞMASINI DA TARTIŞMAYA AÇTI

Dr. Tercan: Pedro Sánchez’in Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’ya gönderdiği mektup da bu rahatsızlığı yansıttı. Sánchez, Avrupa’nın dış sınırlarının korunmasının yalnızca İspanya’nın değil, bütün birliğin ortak görevi olduğunu hatırlattı ve bazı hükümetlerin önyargılar, yanlış bilgiler ve iç siyasi hesaplarla hareket ederek Avrupa dayanışmasına zarar verdiğini ifade etti. Ceuta krizi yalnızca göçü değil, Avrupa Birliği üyelerinin kriz anında dayanışmasını da tartışmaya açtı.

TÜM SİSTEME MEYDAN OKUMA ANLAMINA GELİR

* Krizde anında, AB üye dayanışmasının eksikliği nasıl yorumlarsınız?

Dr. Tercan: AB ülkelerinin dayanışması eksik mi, yoksa İsrail’in savaşlarına karşı duran İspanya’ya bu dayanışmada yer mi yok, bunu sorgulamak lazım. Açık ki, AB içerisinde makbul üye, makbul olmayan üye kategorisi (fişlemesi) var. AB’de lobilerin ve özellikle İsrail’in etkisi olmadığını söylemek doğru olmaz, burası çok güçlü siyaset ve pozisyon kapma arenası. Dahası, bu arenada, üye ülkelerin çoğunun lider kadrosunda İsrail’e yakın isimler yer alıyor. Başta, Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen İsrail’e açık desteklerini sıkça ifade eden isimler… Von der Leyen, Parlamento’dan tek taraflı tutumu için epey eleştiri de alıyor. Öte taraftan, AB’de yükselen aşırı sağda da İsrail’e yakınlık var. Böyle bir tabloda dayanışma ve karar alma süreçlerinde tarafsızlıktan ne kadar söz edilebilir?

AB’de etkili bir güç tarafından düğmeye basılmış ve 22 üye ülke Sanchez hükümeti yıpransın diye dayanışmaya girmiş gibi bir sahne var ortada. İsrail BM temsilcisi Danon’dan gelen açıklama da bu konuda okları İsrail’in üzerine yoğunlaştırıyor. Sanchez AB içinde Gazze soykırımında İsrail karşısında durabilen ve yüksek sesle haykıran sembolleşmiş bir isim. AB teknokrat kadrosunun İsrail eğilimli olduğu çokça konuşulmaktadır. Bu yapıda, Gazze’nin yanında durabilmek tüm sisteme meydan okumak anlamına gelir ve ilgili lideri topun ağzında getirir.

Örneğin; Slovenya eski başkanı Robert Golob’da Sanchez gibi Filistin’i devlet olarak tanıdı ve sonrasında, şaibeli seçimde iddialara göre, İsrail istihbarat şirketi Black Cube etkisi ile koltuğunu kaybetti. Golob, seçimlere yabancı(İsrail) müdahalesi olduğunu von der Leyen’e bildirerek AB’nin demokratik sürece dahilini istedi. Ancak, von der Leyen sessiz kalmayı tercih etti. Bunun yanında, Macron da Slovenya’da seçimlere yabancı müdahalenin gerçekliğini dile getirdi ama sonuç değişmedi. Neticede Gazze’yi tanıyan bir AB devlet lideri daha koltuktan indirildi ve AB İsrail yanlısı yapıya daha da yaklaştı.

Son 2 yıldır Epstein dosyalarını suç ve siyasi kirliliği konuştuğumuz küresel düzende Sanchez ve ekibinin Gazze’yi devlet olarak tanırken rahat bir iktidar süreci geçirmesini bekleyemezsiniz. Siz buna Sanchez’in İran Savaşı’na da karşı duruşunu ve NATO harcamalarındaki ülke ekonomisini korumacı tavrını eklerseniz Sanchez ilkeli oluşu nedeni ile daha çok olumsuz olaylarla karşılaşacak gibi duruyor.

İlginizi Çekebilir

MÜLTECİ AKINI İÇİN GEÇERSİZ İDDİA

* Pedro Sánchez için de çok yorum yapıldı düzensiz göçü teşvik etti mi, ne oldu?

Dr. Tercan: Tartışılan konu ve söylem aynı değil. Sanchez AB ülkelerinde iş gücü çağrıları benzeri bir uygulamayı iç yapılanmada izledi. Hükümet, geriye yönelik uygulama yaptı ve 2026 öncesinde gelip, çalışan ve sicili temiz olan göçmenleri kayıt altına alarak 1 yıl süreli yasal statü ile sisteme kazandırma politikası uyguladı. Bu düzensiz göçü teşvik değil, zaten çalışan göçmeni kayıt altına almak. Yıllardır, birçok Avrupa ülkesi iş gücü ihtiyacını karşılamak için kontrollü göç politikaları uyguluyor, açık çağrılarla belli ülkelerden iş gücü alıyor. Dolayısı ile mülteci akını için geçersiz bir iddia bu.

AB TARİHİNE GEÇECEK BÜYÜK KIRILMA

* Avrupa Birliği ortak güvenlik ve ortak savunma ekseninden söz ediyor. Ceuta krizi bu söylemle ne kadar örtüştü?

Dr. Tercan: Avrupa Birliği NATO gibi askeri bir güç olarak da bütünleşmeyi hedefliyor. Kendi savunma eksenini oluşturması, hatta ordu kurulması bile tartışılıyor. Ancak, birlik ve güvenin sağlanmadığı toplulukta, ordu ve savunma ekseni kurulması ne kadar verimli olur, bu bir soru işareti. Ceuta krizi ile AB tarihine geçecek büyük bir kırılma yaşandı. AB bütünlük ve dayanışmasının zayıflaması aleni olarak belirdi. Dahası, yıllardır tartışılan “AB üye ülkelerinin çıkarlarından ziyade, yönetici teknokratlarının lobilerinin çıkarlarını öncelemektedir.” iddasınında test alanı oldu.

“Pandora’nın Kutusu” açıldı ve Demokles’in kılıcı sallanmaya başladı. Ceuta krizi ile İspanya’ya yapılan baskı yarın, bir sebeple “x” üye ülkesine başka bir şekilde yapılacaktır. AB yavaşça teknokratlar krallığına dönüşürken, tarafsızlığı da zedelenmektedir. Akıllara şu sorular gelmektedir; AB sınırları neresi, kimin güvenliği, kim için demokrasi ve kime hizmet eden AB ve hatta; AB’nin tehdit algısını kimler neye göre belirliyorlar?

ÖNCELİK İSPANYA

Bu sorular bağlamında üye olmayan Ukrayna ve üye İspanya’yı değerlendirelim. AB Ukrayna’ya sınır güvenliği adına, savaş süresince fiziki ve maddi her türlü desteği ilgi ile sağlamaktadır. Savaş durumundaki Ukrayna’ya verilen destek anlaşılır, her ne kadar AB ülkeleri barış konusunda çekinceli davranarak, Türkiye’nin kurduğu barış masalarını dağıtıyor ve savaşın uzamasını sağlıyor olsa da Ukrayna mültecilerine sevgi ile sahip çıkıyor, Ukrayna için devasa fonlar harcıyor. Kafa karıştıran durum şu; gerçek AB sınırı Polonya’dır, Ukrayna sınır değil sınır ötesidir! İspanya hattı ise fiili gerçek sınırıdır, öncelik İspanya’nın.

SCHENGEN BASKIYISIYLA ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERMEK

Tartışma Ukrayna’ya krizde destek verilmesi değil; Birlik üyelerinin, sınır krizi ve güvenlik tehdidi altındayken benzer desteği İspanya’ya göstermemesidir. Dahası böyle bir durumda İspanya’yı, Schengen bölgesinden çıkartma tartışmasıyla yani, Schengen baskısıyla, aba altından sopa göstermesidir. Hani “Avrupa kendi sınırları korunmalı ve tehditlere karşı ortak hareket edilmeliydi”? Durum gösterdi ki, İspanya krizin üstesinden gelmeseydi, gerçekten istilaya uğrayacaktı ve AB bunu izleyecekti. Şimdi, planlanmaya çalışılan, ortak ordu ve ortak güvenlik eksenini bunun neresine yerleştirebilirsiniz. Tehdit nedir, kim belirler, destek kim için devreye girer? AB hangi üllkenin güvenliğini ve hangi lobilerin yararı önceler? Bunların cevaplarının ucu malesef çok açık…

AVRUPA BİRLİĞİ ÇATIRDIYOR

Bu yaşananlar Avrupa Birliği’nin üye devletlerle ilişkisi açısından ne anlatıyor?

Dr. Tercan: Avrupa Birliği yalnızca ekonomik bir birlik değil. Hukuktan göç politikalarına, demokrasiden, cinsiyet politikalarına, tarım ve enerjiden, ticaret ve dış politikaya kadar birçok alanda üye ülkelerin kararlarını domine eden hegemonik siyasi bir yapıdır. Bu nedenle kriz dönemlerinde alınan kararlar da yalnızca teknik kararlar olarak değil, Birliğin siyasi önceliklerini gösteren tercihler olarak değerlendirilir. Ceuta krizi de Avrupa’da egemenlik ve birlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Siz ülke olarak iç işlerinizi AB uygulamarına açıyorsunuz, kendi üstünüzde bir güç olarak birliği tanımlıyor, Brüksel kararlarını kendi hukukunuzun üstünde tutuyor ve egemenliğinizin bir bölümünü devrediyorsunuz. Tüm bunları Birlik anlaşmaları ve dayanışma söylemine güvenerek yapıyorsunuz. Neticede sizinle alakası olmayan farklı bir coğrafyada bir ülkenin, diğerine uyguladığı soykırıma destek vermediğiniz için, birlik tarafından perde arkasından cezalandırılıyorsunuz, sadece söylemde özgürce barışı desteklediğiniz için. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Avrupa Birliği çatırdıyor. “Avrupa Kardeşliği” Ceuta krizinde, AB’nin temel yaklaşımı olan; demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet, insan onurunun korunması ve refahın genişlemesi söylemleri ile taban tabana zıt bir tutum sergiledi.

AB’NİN ETİK ÜSTÜNLÜK İDDİASI GERÇERLİLİĞİNİ KAYBETTİ

Ceuta krizi Avrupa Birliği’nin geleceği açısından nasıl okunmalı?”

Dr. Tercan: Bu kriz AB’nin çözülmeye başladığının göstergesidir. Birlik işlevine devam etmektedir ve hala Avrupa için merkezde güçlü bir yapıdır ancak, AB’nin etik üstünlük iddası geçerliliğini kaybetti. Gazze soykırımındaki tutumu AB’nin; hukukun üstünlüğü ve insan onurunun kutsallığı söyleminin algıdan ibaret olduğunu gösterdi. AB’ye olan etik bağlılık ve güven de büyük oranda sona erdi.

Diğer yandan; ABD’nin AB’den desteğini büyük oranda çekmesi, ağır vergiler, Ukrayna Savaşı’nın ağır ekonomik ve enerji yükü, şimdi ise İran savaşının ekonomik baskısı, AB’nin gücünü kırdı ve ömrünü kısalttı. Bunların yanında, İsrail lobisinin ağırlığı da AB’ye ivme kaybettirmeye devam ediyor. Hasılı, Birliğin gücü, bütünleşme yani entegrasyon ve üyelerinin krizlerinde göstereceği dayanışmayla ölçülür. Eğer, Avrupa Birliği, sınır güvenliği ile ilgili krizinde ortak refleks göstermiyorsa geleceği için istikrar, ilerleme ve güven sağlamada büyük sorun yaşayacaktır.

15 49.0138 8.38624 arrow 0 arrow 0 4000 1 0 horizontal https://selcukilkhaber.com.tr 250 0 1